Gençliğin Şifresi Çözüldü (mü?)

Psikomed gen terapisi

İnsanlığın ezelden beri süregelen “gençlik” arayışı nihayet bir sonuç verdi. Amerikalı Elizabeth Parrish, uygulanan gen terapisi ile tam 20 yıl gençleşti. Yaşlanmanın önüne geçen bu uygulama ile insanoğlunun gençlik ve uzun ömür arayışında yeni bir sayfa açılıyor.

*

İnsanlık tarihine baktığımızda; dünyanın farklı coğrafyalarındaki farklı kültürlerin masallarını, mitolojisini, efsanelerini incelediğimizde karşımıza ortak bir arayış çıkıyor: Gençlik. Bu arayış günümüzde de  “X kremle yaşlanmanın etkilerini tersine çevirin” reklamları, “Şunu yiyin genç kalın, bunu için ömrünüz uzasın” türü tavsiyelerle devam ediyor.

Kaf Dağı’nın ardında mı, Anka kuşunun kanadında mı, hayat ağacının köklerinde mi, portakalın vitamininde mi, küçücük bir krem şişesinde mi derken, gençliğin sırrı daha önce hiç bakmadığımız bir yerde çıkıyor: İçimizde!

Mitoloji değil, telomer uzaması

Psikomed telomer uzaması
Telomerler, kromozomların uç kısımlarında bulunur. Kaynak: Wikipedia

Önce çok basit bir anlatımla neden yaşlandığımızı ifade edelim: Telomer, kromozom adı verilen DNA zincirlerimizin uçlarında, genleri koruma işlevini üstlenen nükleotit zinciridir. Bir nevi gen koruyucu kapak görevi görür. Gençlerde bu koruyucu zincir 8 bin-10 bin arası halkadan (nükleotitten) oluşur. Her hücre bölünmesinde ise bu zincir uç kısmından kısalır. Ve zamanla öyle bir kısalığa ulaşır ki, hücre artık bölünemez. Telomerlerin kısalması yaşlanmaya, hücrelerin artık bölünemez duruma gelmesi ise “ecel” dediğimiz ölüme sebebiyet verir. Telomerler, biyolojik kronometremizdir.

Bilim insanları da bu veriler ışığında dediler ki; eğer telomerler kısaldığı için yaşlanıyorsak, bu telomerleri uzatmayı başardığımızda gençleşmenin de önünü açmış oluruz. Evet, uzun ve genç bir ömrün sırrı bilinmeyen bir diyardaki yaşam ağacının köklerinden çıkan ab-ı hayatta değil; içimizdeki yaşam ağacının köklerinde, telomer uzunluğunda…

20 yıl gençleşen bilim insanı: Elizabeth Parrish

Psikomed gen terapisi ile telomer uzaması
Bioviva CEO’su Elizabeth Parrish

Amerikan Bioviva adlı biyomedikal şirketinin CEO’su olan bilim insanı Elizabeth Parrish, şirketinin telomer uzunluğunu arttırma çalışmalarında kendini denek olarak kullandırdı ve gen terapisi ile gençleşen ilk insan olarak tarihe geçti. Gen terapisine başlanan 2015 yılında 44 yaşında olan bilim insanı ve CEO Parrish’in telomer uzunluğu, 20 yaş daha genç bir DNA’daki telomer uzunluğuna çekildi; Parrish’in genleri adeta zamanda 20 yıl geriye gitti.

Elizabeth Parrish üzerinde 2 tip gen tedavisi uygulandı. Biri ,yaşla birlikte artan kas kütlesi kaybının önüne geçmek, diğeri ise yaşa bağlı hastalık ve zayıflıklara sebep olan kök hücre azalmasına karşı savaşmak içindi.

Aslında deneyin orijinal amacı, yeni nesil gen terapilerinin güvenilirliğini ortaya koymaktı. Fakat ön veriler doğruysa bu çalışma, bilim tarihindeki ilk başarılı “gen terapisi ile insandaki telomer uzunluğunu arttırma” örneği olarak kayıtlara geçti. Daha önce benzer deneyler fareler üzerinde yapılmıştı ancak ilk bir insan üzerinde denendi.

Psikomed gen terapisiEylül 2015’te, gen terapisine başlamadan önce Parrish’in akyuvar hücrelerinden telomer örnekleri alındı. Parrish’in telomerleri yaşına göre bir hayli kısalmıştı ve bu durum da onu yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkabilecek hastalıklara karşı güçsüz kılıyordu. 6 aylık gen terapisinden sonra Mart 2016’da aynı testler tekrar yapıldı ve Parrish’in telomerlerinin 20 yıl kadar uzadığı görüldü. Yani Parrish’in akyuvarları 24 yaşına geri dönmüştü.

Elizabeth Parrish deneyle ilgili olarak şunları söylüyor:  “Mevcut tedavi bilimi yaşlanmaya bağlı hastalıklardan muzdarip kişiler için sadece marjinal faydalar sunuyor. İlaveten, yaşam tarzlarındaki modifikasyon da bu hastalıkların tedavisini etkiliyor. Biyoteknolojideki gelişmeler, bu anlamda en iyi çözümleri sunuyor. Ve eğer deneyimizin sonuçları doğruysa, tarih yazdık diyebilirim.

Bu şekilde lökositlere 20 yıllık sağlık kazandırmış gibiyiz. Bağışıklık sistemi bu şekilde daha üretken çalışacak ve kötü ‘adamları’ daha kolaylıkla yakalayacak. Ama yine de bunlardan emin olmak için verilerin bilimsel kanıta dönüşmesini beklemeliyiz.”

Uzman Görüşü: Bizi neler bekliyor?

Peki bu gelişmeler insanlığın geleceğini nasıl etkileyecek? Bu soruyu Psikiyatri Uzmanı Dr. Sedat İrgil, Psikomed için cevapladı. Eskiden bunamanın, insan ömrünün doğal bir evresi olarak görüldüğünü ve tıbben önlenemeyen durumların yaşlılığa bağlandığını belirten İrgil şunları söyledi: “Bazı hastalıklar biz hekimler için bile öğrenilmiş çaresizlik gibiydi; hatta hastalık olarak görülmüyordu bile. Örneğin menopoz, ileri yaşta kemik erimesi,unutkanlık gibi fizyolojik süreçler hastalık kabul edilmezdi. Ancak son çeyrek asırda tüm bakışımız değişti. Gerek literatüre baktığımda gerekse bu haberi okuduğumda artık yaşlanmanın bir hastalık kabul edilebileceğini görebiliyorum. Yakın zamanda ‘ölüm’ olgusu bile hastalık gibi ele alınabilir. Bir şey hastalık ise, tedavi edilebilir demektir. Artık bu gibi yaşa bağlı olduğunu düşündüğümüz sorunları yenmek, teknik bir sorun olarak algılanabilir. Ancak sunulacak çözümler, toplum, aile ve hatta inanç sistemlerimizi sarsacaktır. En büyük sorunları etik ve hukukta yaşayacağımızı düşünüyorum.”

Kaynak1 Kaynak2 Kaynak3

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir